Gazeteci Kaşıkçı olayının düşündürdükleri!

2 Ekim 2018’den, yazının kaleme alındığı bugüne 9 gün geçti. Elle tutulur bir gelişme yok. Cinayet hükmünün verilebilmesi için ortada maktul olması gerekir. Ancak bu da henüz yok. Olmaması da temennimiz. Şahsi kanaatim o ki, ortada henüz bir cinayet yok. Ancak bu olmayacak anlamına gelmez. Belirttiğim gibi benimkisi sadece bir kanaat ve son zamanlardaki gelişmeler hakkında farklı bir okuma biçimi olarak değerlendirilmeli…

Kaşıkçı olayının olduğu günlerde ABD Başkanı Trump’ın Suud ile ilgili şok eden açıklamaları gündeme düştü…

Trump konuşmasında “Suudi Arabistan’ı koruyoruz. Onlar zengin diyebilirsiniz. Ve Kral’ı, Kral Selman’ı seviyorum. Ama ona dedim ki ‘Seni koruyoruz —biz olmasak orada (iktidarda) 2 hafta bile duramazsın- Ordun için ödeme yapmalısın” ifadelerini kullandı.

Ancak ABD Başkanı Selman’a bu ‘uyarıyı’ hangi tarihte yaptığını söylemedi ancak Suudi medyası iki liderin cumartesi günü telefon görüşmesi yaparak Ortadoğu ve dünyadaki gelişmeler,  petrol pazarının istikrarı ve küresel ekonomik büyüme gibi konuları ele aldığını duyurdu. (Kaynak;Sputnik Türkiye 10;28 03.10.2018 https://sptnkne.ws/jEZf)

Bu bir tesadüf olabilir mi! Operasyonun seçilen merkezinin Türkiye olması da operasyonun üst aklının Türkiye ile bir hesabının olduğunu ortaya koyuyor… Anlaşılan bu güç merkezi, Türkiye’nin Arap ülkelerindeki popülaritesinden ve olası etkilerindende rahatsız.

Şu soruları sormak gerek…

Suud yönetimi böylesi ses getirebilecek bir operasyonu niye yapsın? Bu operasyon için hangi servislerden destek alınmıştır? Trump Suud’u güvenlik açısından neden uyarma ihtiyacı hissetmiştir? Suud’dan istenen bedelin karşılığı nedir? Suud ve ABD’nin geçmişte girdiği ortak bir hedef olmuşsa bunun Türkiye’yi ilgilendiren boyutu nedir? ABD’nin Kaşıkçı operasyonunda rolü var mıdır? Trump o konuşması ile sadece Suud’a mı mesaj vermiştir?

Sorular uzatılabilir…

Trump’ın sözlerinin içinde “Ordun için ödeme yapmalısın!” ifadesi çarpıcıdır. ABD’nin Suud’dan alamayacağı bir alacağı olabilir mi? Üstelik yakın zamanda milyarlarca dolarlık silah alımı gerçekleşti. Ayrıca Suud’un tüm petrol gelirleri önce ABD’ye gidiyor ve gerekli kesintilerden sonra Suud hesaplarına aktarılıyorken bu ödeme talebini gerekçesi nedir? Trump’ın haraç toplayan yolkesici biri olduğunu sanmak, olsa olsa duygusal bir ahmaklık olur. Öyleyse bu bedel, Türkiye’yi de ilgilendiren hangi anlaşma sonucu ABD’nin yaptığı bir işin karşılığıdır?..

Bu tehlikeli soru, Arap baharı hareketliliğinin ardından İran ve Türkiye’yi de ilgilendiren bir “Suud – ABD işbirliği olabilir mi” şüphesini akla getirmiyor değil!..

Bir de şunu…

ABD güneyimize yığdığı binlerce TIR silah ve mühimmatın bedelini kongresinden geçirip kendi cebinden mi karşıladı! Acaba ABD bunu yapar mı? Eğer işler planladığı gibi gitseydi ve Türkiye Suriye’de olup bitene sırtını dönen işbirlikçi bir hükümete teslim edilseydi, Ortadoğu’dan planlanan menfaatler kazanılsaydı, ABD yine Suud’dan bir bedel ödemesini ister miydi!

Gördüğünüz gibi bunların tümü varsayımlardan öte değil… FETÖ gerçeği hafızalarda taptaze dururken bu yaklaşım ne kadar fantezi sayılmalıdır bilemem…

Dünyanın en önemli basın kuruluşunda yazan bir gazetecinin Türkiye’de kaybedilmesi Türk Suud ilişkilerini de sarsacak bir eylemdir. Ancak Türkiye’nin bu olayı harika bir şekilde yönettiği görülüyor. Kaybolan gazetecinin kendi yayın organının bile olaya müdahil olmada ilk etapta cılız kaldığı bir ortamda konu Türkiye’nin aklı selim duruşu ile Dünya gündemine maloldu. Bu operasyonu kim yapmışsa eline yapışan pislik, onu da kısa zamanda ele verecektir inancındayım…

Hasan Mustafa Arslan

One comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir