Kötülüğü beslemek!

12.8.2015


İnsanlık bugün, “adaleti herkese eşit yayma” konusunu, kendi ürettiği hukuk ve yönetim sistemleriyle çözmekte aciz durumdadır.

Boynuzsuz koyunun, boynuzlu koyundan alacağını alabileceği güne iman da olmasa, bu dünya tam bir adaletsizlikler arenası olarak tanımlanabilir.

Dünya üzerinde imrenilen, hatta yaşamak için türlü fedakarlıklara katlanılacak bir yer varsa o yerin sahip olduğu avantajların kaynağına daha yakından bakmak gerekir.

Gerçekte, sadece kendi sistemi içinde tanımladığı insanları ayrıcalıklı kılan hukuk ve yönetimlerin, dünya sathında uygulandığında herkesin imrenilen o halklar gibi mutlu mesut yaşayacağı sanılır.

Oysa durum hiçte öyle değildir!

O imrenilen yaşam biçimlerinin, dünyanın diğer tarafında sömürülen ve omuzlarına basılan insanlardan elde edilen zenginlikler ile ayakta durduğu düşünülmez. Dünyanın diğer tarafında fakirlik, çatışma, kaos olmazsa beri taraftaki zenginlik sürdürülebilir olmaktan çıkar.

Eğer böyle değilse neden bu zengin ve hakim sistemler uluslararası platfomlarda insani değerleri yaygınlaştırmak yerine kendi hegamonik rekabetçi pozisyonlarını güçlü kılmak için göz göre göre yanlışa taraf olurlar?

Suriye’ye bir bakın!..

Bugün göçmen pozisyonuna düşen bir Suriyeli’nin sizce günahı nedir?

Geçmişte dünyada bilinen bilinmeyen tüm profesyonel terör unsurlarının kamplarının yer almasına göz yumulan Suriye yönetimi kimin eseridir!..

İnsansız, eğitimsiz, korumasız, parasız, silahsız sürdürülebilir tehdiş (terör) eylemleri gerçekleştirmek mümkün olamayacağına göre bu tür yapıları organize eden global oluşumları gözardı etmek olmaz.

Kısa bir süre önce “Çakal” filmini bir kez daha izleme fırsatım oldu. Bir zamanların profesyonel teröristi Çakal lakaplı Carlos’un hayat hikayesini yansıtan filmi son izleyişimde global unsurları düşünmeden edemedim. Dünya da alınıp satılan bir terör olgusu ve bu maksatla oluşturulmuş terör yapıları mevcut. Bu yeni bir şey de değil. Terör, korku salmanın bir aracı. Başka bir anlamıda yok. Terör için seçilen eylem, onu kurgulayanın hedeflerine hizmet eder. Eylemi uygulayan her durumda maşadır ve sebep sonuç ilişkileri hakkında derinlikli bilgiye de sahip değildir. Eylemci, ya profesyoneller arasından ya da bir amaca şiddetle inan(dırıl)mış kişiler arasından seçilip yönlendirilir. Karşılığında ya dünyevi ya da uhrevi bir ödülü vardır.

Bu çerçevede bir intihar türü olan, üzerine bomba koyup kendini patlatma eylemi başka nasıl izah edilebilir!

Düşman bellenilen şeye korku vermek için kendini patlatmaya kadar insanı götüren duygu ile empati yapmayı düşünün bir kere!

Sözüne güvenilir birinin sonsuzluk ve cennet benzeri vaadi ya da çok değerli kişisel birşey ile tehdit olmaksızın bu iş yapılır mı?

Terörü satın alanların yaptığı da aslında bu gibi unsurları yönetmekten başka bir şey değil. Parlatılmış birinin ağzından kendinden menkul bir uhrevi vaad ayarlandığında yol açılmıştır. Gereğini yerine getirecek karanlığa karşı kan davası güden birilerini bulmak hiç de zor değildir. Ne pahasına olursa olsun ilk eylem gerçekleşince kan davasının tohumuda atılmış olur ve karşılıklı kinin, karşılıklı yeni tehdişleri kendiliğinden doğurma mekaniği çalışmaya başlar.

Ortadoğu’daki kan gölü başka nasıl açıklanabilir?

Halklar, sürü haline dönüştürülmüş ise yapacak şey kalmamış demektir. Günümüzün iletişim ortamında halkları temsil eden ve aklıselim düşünebilen yapılar insiyatifi ele alarak maşaları dışlama dirayetini gösterirse o zaman başka.

Ancak o zaman yabancı bir ajana “Sen kim oluyorsun, burada işin ne?” sorusu sorulabilir.

Ancak o zaman bölgelerindeki zenginlikleri bölge insanına yansıtan düzenler oluşturulup hakim kılınabilir.

Ancak o zaman silah, enerji, uyuşturucu, kumar vb. global baronların elleri kırılabilir.

Ancak o zaman gıpta edilen batının sömürü üzerine oturttuğu zenginliği ile aradaki makas kapatılabilir.

Ancak o zaman, mültecilik kurtuluş sayılmaz.

Kölelikten kurtulmak için her durumda -hele hele kendinizden olmayanın- maşalığı reddetmek; oyun kurmaktan yoksun irili ufaklı gruplar, halklar ve devletler için olmazsa olmazdır…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir