Muhammed filmi üzerine…

6.11.2016


Mecid Mecidi’nin Muhammed isimli filmini ancak izleyebildim. Geçtiğimiz hafta filmi izlemeden yapılan yorumları, Yorumlu Haber programımda ele almış ve izledikten sonra konuyu yeniden değerlendireceğimi söylemiştim.

Kanaatimce filmi, siyasi açıdan, İslam inancı açısından ve sinema değeri açısından ayrı ayrı ele almak gerekiyor.

Şunu hemen söylemeliyim ki film sinema açısından genel olarak başarılı bir yapım. Bu elbette ki eleştiri yapılamaz anlamı taşımıyor. Ancak sinema gibi son derece önemli ve kitleleri etkileme aracı olan bir alana genel olarak Müslümanların kayıtsızlığı ise ortada. Müslüman sermayedarların uçaklara arabalara vd. israf olduğu tartışmasız alanlara yaptığı harcamaların yanında bu tarz işlere eğilmemelerini ve yatırım yapmamalarını anlamak mümkün değil. Dolayısıyla nadiren ortaya çıkan bu tür yapıtları yerli yersiz ve acımasızca eleştirmeyi içime sindiremiyorum.

Filme gelince…

İran yapımı bir film olması sebebiyle Siyasi konjonktür gereği İslam dünyası filme biraz mesafeli. Zira tümüyle İran yapımı bir filmden içerik olarak herkesi tatmin edecek bir yapım beklemekte anlamsız. Keşke bu filmin içinde TRT ve Diyanet’de yer alabilseydi. Türkiye olarak bu yapımın içinde olabilseydik. Ancak kurum yöneticilerimizin insiyatif alma noktasında tutuk davranmaları ve hep en tepeden yönlendirme beklemelerinden dolayı maalesef büyük işler çoğu kere ıskalanıyor. Bu projede başlangıçta birlikte çalışma fırsatının oluştuğu ancak sonrasında ihmal edildiğine dair duyumlar, eğer doğruysa gerçekten üzücü…

Vizyondaki filmin hedef kitlesi aslında batı dünyası. İzledikten sonra bunu çok net anlıyorsunuz. Ah keşke! demem de bundan dolayı. Böylesi öncü bir misyonun içinde olma durumu maalesef kaçırılmış.

Sinema tekniği, müzik, kast gibi yönlerden bakıldığında film için olumsuz şeyler söylemek zor. Doyurucu ve üst düzey bir yapım ile karşı karşıyayız…

Değerler açısından bakıldığında ise takıldığım birkaç nokta yok değil.

Birincisi ve en önemlisi Muhammed (as) mucizeler üzerinden anlatılmaya çalışılmış. Sinema dilinde abartılı anlatımlar anlaşılabilir. Hatta birazda böyle olmalıdır. Aksi halde seyirciye duyguyu geçirmek zordur. Ancak yine de deniz kenarındaki sahneler beni rahatsız etti. Henüz vahiy ile tanışmamış bir çocuğa bu tür fevkaladeliklerin yüklenmesini, en büyük mucizesi Kur’an olan bir Nebi için yanlış ve abartılı bulduğumu belirtmeliyim. Zira Allah bu konuda şöyle buyuruyor; Seni mucizelerle göndermemizi engelleyen tek şey, öncekilerin onlar karşısında yalana sarılmalarıdır. Semûd’a, gerçeği gösteren belge olarak bir dişi deve vermiştik ama ona yanlış iş yapmışlardı. Biz mucizeleri sadece korkutmak için göndeririz. (İsra 17/59)

Resul’un siyerindeki figürlerin çarpıtıldığıda ortada. Bu çarpıtmaların Şia fikrini empoze etme boyutunda kurgulanıp filme empoze edilmesi de oldukça rahatsız edici. Ayrıntı için konu hakkında uzman akademisyenlerin detaylı tahlillerine bakılması uygun olur.

Öte yandan filmde Ehli Sünnet arasında yaygın olan “Muhammedin her şeyden önce yaratılmış olduğu” iftirasının, Yahudilerin ağzından söyletilmesi de dikkatlerden kaçmadı.

Yönetmenin “Gelecek Nebi’nin önceki kitapları tasdik edeceğini”[1] ise yine Yahudi topluluğa söyletmesiyse son derece değerli bir ayrıntıydı.

Filme yapılan ilk ve en önemli itirazlar Allah’ın Nebi’sinin vücudundan bir takım ayrıntıların gösterilmesi üzerine yoğunlaşmıştı. Yönetmen filmde Muhammed’in çocukluk döneminde olması sebebiyle beden dilinden el, ayak, saç ve arka plan detaylarından yararlanmış. Aslında bu eleştiriyi yapanlara Muhammed (as)’ın bir insan olduğunu hatırlatmak gerek.[2]

Kanaatimce bu tercih görsel bir anlatım için gerekli ve olması gereken bir durum. Eleştiri getiren geleneksel görüşe sahip kişiler, aynı tepkiyi keşke İsa (as), Musa (as), Yusuf (as), Nuh (as), için yapılan filmler içinde göstermiş olsalardı.[3] Oysa bu filmlerin mütedeyyin kanallarda tepki çekmeden defalarca gösterildiğine şahit olduk.

Netice olarak Muhammed filmi içeriği sorunlu olsa da bu alanda yapılmış sinema ürünü olarak başarılı bir çalışma. Gelecek bölümlerin bu çıtayı daha yukarılara çıkartmasını umuyorum.

Bir gün inşallah, başlı başına Kur’an’ın Mucize olması üzerine sıra dışı bir senaryo ile de karşılaşır ve böylesi senaryoları bizlere keyifle izlettirecek yönetmenler yetiştiririz…

 

[1] Ali İmran (3/3 – 81)

[2] Kehf (18/110) Fussilet (41/6)

[3] Bakara (2/285)

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir